Köşe Yazıları
----------------------------------
Sponsorlarımız
Araştırma Enstitüleri
Lalahan Hayvancılık
Marmara Hayvancılık
Veteriner Kontrol
Tavukçuluk Araştırma
Arıcılık Araştırma
Hızlı Erişim
Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Tarım ve Köyişleri Bak.
Van Tarım İl Müdürlüğü
Van Ticaret Borsası
Van Tic.ve San.Odası
Merk. Fin.ve İhl. Birimi
TAGEM
TEDGEM
TUGEM
Gazete VAN
DGD Bilgi Sorgulama
Ziyaretçi Sayısı

Google Pagerank Kontrol Modülü

www.vanzootekni.org.tr
.

     
Hayvancılık Dökümanlar

 

 

Küçükbaş Hayvan Yetiştirme

 

  Dünya'da ve Türkiye'de Süt Amaçlı Keçicilik
 Avrupa Birliği ve Türkiye'de Koyunculuk
 Küçükbaş Hayvan Karkaslarının Değerlendirilmesinde Kullanılan Subjektif ve Objektif Yöntemler

                                                                                                                                                                                   

 

Büyükbaş Hayvan Yetiştirme

 

 Süt Sığırcılığında Makineli Sağım Karakteristiklerinin Verime ve Meme Sağlığına Etkisi
 Sığırlarda Karkas ve Karkas Kalitesine Etkili Faktörler 
 Açık ve Yarı Açık Serbest Sistemde Sığır Besiciliği
 Sığır Besiciliğinde Karlılığı Etkileyen Etmenler ve Uygun Barınak Sistemleri
 Sığır Yetiştiriciliğinde Sağlık Koruma Önlemleri
 Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği İşlevleri                                                                  

 

Kanatlı Hayvan Yetiştirme

 

 Yumurta Kalitesi
 Doğu Anadolu'da Modern Kaz Yetiştiriciliği Olanakları
 Kuluçka Aksaklıkları ve Giderilmesi
 Tavuklarda Sosyal Yaşantı ve Davranış
 Etlik Piliç Kesimhanelerinde Uygulanan İşlemler ve Karkas Kalitesine Etkisi
 Tavukçuluk Endüstrisinde Atıkların Değerlendirilmesi

 

Arı Yetiştirme

 

 Ana Arı Yetiştiriciliği
 Bal Arılarında Haberleşme
 Bitkisel Üretimde Arıcılığın Yeri ve Önemi
                                                                           

 

Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvan Besleme

 

 Hayvansal Üretimde Çevresel Faktörlerin Verim Üzerindeki Etkileri
 Karlı Bir Hayvancılık İçin Silaj Vazgeçilmez Bir Yemdir
 Mikrop Deyip Geçmeyin! Bunlar Başka Mikrop
 Buğdaygil Yeşil Yemlerinde Bulunan Antibesinsel Faktörler
 Süt Sığırlarının Beslenmesi
 Korunmuş Protein ve Yağların Ruminant Beslemedeki Önemi 
 Yeşil Alandan Biçilen Çimlerin Farklı Şekillerde Yem Olarak Değerlendirilmesi
 Hindi Yetiştiriciliğinde Uygulanan Çeşitli Besleme Programları
 Ankara Tavşanlarında Besleme ile Yün Verimi Arasındaki İlişki

                                                                           

Genel Konular

 

 Hayvancılıkta Kullanılan Hormon ve Hormon Benzeri Maddelerin Etki Mekanizmaları ve İnsan Sağlığı Üzerne Etkileri
 Yerli Gen Kaynağı Olarak Van Kedileri
 Ruminantlarda Et Kalitesine Etkili Faktörler
 Ruminantlarda Et Kalitesini Belirlemede Kullanılan Yöntemler
 Karkas Değerlendirmenin Hayvancılık Açısından Önemi
 Türkiye Yerli Hayvan Gen Kaynaklarının Korunmasına İlişkin Çalışmalar

                                                                           



Hayvancılık Haber
Piyasa Fiyatları
Güncel Fiyatlar

Et (Karkas) :

 

Kuzu     16.48 kg/TL

 

Koyun    8.00 kg/TL

 

Dana     11.44 kg/TL

 

Kasaplık Hayvan :

 

İnek      3,36 -5,14 kg/TL

 

Düve     4.01- 5.25 kg/ TL

 

Dana     4,00 - 5,63 kg/TL

 

Tosun    4,25 -4,75 kg/TL

 

Koyun   4,32-4.50  kg/TL

 

Kuzu      4,30 -7,50 kg/TL

 

Keçi       5,20 kg/TL

 

Oğlak    3.30 kg/TL

 

Yumurta Fiyatları  :

 

Beyaz    0,157 adet/TL

 

Kahve.   0,167 adet/TL

 

Süt Fiyatları (kg/TL):

 

Çiğ süt       0,40 - 0,67 TL

 

Dayanıklı   1,55 - 1,99 TL

 

Pastorize   1,89 - 2,20 TL

 

Yem Fiyatları (kg/TL):

 

Süt yemi     0,50 - 0,62  TL

 

Yonca          0,30 - 0,50  TL

 

Mısır Silajı   0,08 - 0,20 TL

 

Buğ.sam.     0,20-0,50 TL 

 

Arpa Yem.  0,30 - 0,48 TL

 

Buğ. Yem.   0,29 - 0,48 TL

 

 

Kaynaklar :

 

-Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği

 

-Damızlık Sığır Yetiştiricileri Mer. Bir.

 

-Yumurta Üreticileri Merkez Birliği       

 


Fiyatlar her pazartesi

 güncellenmektedir.


Van Zootekni Derneği Details...


Üye girişi





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? KAYIT OL
Oylama
Sayfamızı değerlendiriniz
 
Sitede Kimler Var?
Şuanda 10 misafir bağlı
Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Adı Niçin Değiştiriliyor ? PDF Yazdır E-posta

TARIM ve KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN ADI NİÇİN DEĞİŞTİRİLİYOR?

Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

Bir süredir Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın adının değiştirilmesi konusunda çalışmalar yapıldığı biliniyor. Kimi çevreler bunu yüksek sesle söylemeye başladılar. Önce 24 Mart 2007 de İstanbul’ da düzenlenen “Et ve Süt Sektöründe Küresel Vizyon” konulu toplantıda da bu yaklaşım dile getirildi. Son olarak 2 Haziran 2008 tarihinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil ÇİÇEK, Köy Hizmetlerinin İl Özel İdareleri’ne devredilmesiyle, bakanlığın köylülükle bağlantısının kalmadığına yönelik bir açıklama yaptı.

 

Bakanlık adından “Köyişleri” sözcüğünün çıkarılarak, Tarım ve Gıda Bakanlığı haline dönüştürülmesi isteniyor. Bu şekilde bakanlığın örgütlenme yapısı da farklılaştırılarak daha çağdaş(!) ve Avrupa Birliği (AB)’ne daha uygun duruma getirilecekmiş. Bakanlık adında “Köyişleri” sözcüğünün olması, tarımda atılım yapmayı engelliyormuş. Bir başka deyişle köylülük Türkiye’nin ilerlemesinde en büyük sorunmuş. Çünkü köylüler tutucuymuşlar, üretken değillermiş ve Türkiye’nin sırtında kamburlarmış. Kimi ikinci cumhuriyetçi enteller bunları söylüyorlar.

 

Köylülük ve köy düşmanlığı Türkiye gündemine 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle sokuldu. Darbeyle Türkiye tam denetimli olarak “Batı’nın güdümüne” sokulmak istendi. Bunun için, Türkiye Tarımı’nı çökertmek üzere kimi ekonomi politikaları devreye sokuldu. Bu bağlamda;

 

·   Tarımsal KİT’ ler özelleştirildi, kapatıldı ya da işlevsiz duruma getirildi.

·  Türkiye Tarımı’nda var olan doğrudan desteklemeler giderek azaltıldı, istikrar kalmadı.

·  İç pazarda geçici olarak yükselen tarım ürünü fiyatlarını düşürmek ve terbiye etmek amacıyla dışalımlar yapıldı.

·  Tarımsal girdi fiyatları arttı, buna karşılık çiftçinin eline geçen para giderek azaldı.

·  Çok sayıda çiftçi örgütleri kuruldu, ancak bu örgütlerin görev alanları çatıştırıldı. Böylelikle örgütlerin siyaset üzerinde etkileme gücü düşürüldü.Yukarıda anılan ekonomi politikalarıyla Türkiye’de bitkisel ve hayvansal üretim düştü. Ancak bu durum aynı zamanda kırsal kesimde önemli çözülmeleri gündeme getirdi;

·  Kırdan önemli ölçüde göçler oldu. Bu göçler devam ediyor. Son yıllarda milyonlarca köylümüzün kente yerleştiği belirtiliyor.

·  Kente yerleşen köylüler için sanayi ve hizmet sektöründe yeterince iş olanağı olmadığı için işsizlik arttı. İşsizlik, sadaka kültürünü yarattığı gibi kentlerde önemli güvenlik sorunlarını da ortaya çıkardı.

·  Kentli ile köylü arası açılmaya çalışıldı, köylülerin kentlileri sömürdüğü iddia edildi.

·  Umarsız kalan köylüler arasında dayanışma mekanizması erozyona uğramaya ve binlerce yıldan beri oluşan kültürel yapı dağılmaya başladı. Bunun sonucunda bölgecilik, etnik ve dinsel yapılanmalar gibi ayrımlaşmalar ortaya çıktı.

 

Tarım ve köylülüğü çökerten politikaların ardında, yeni dünya düzeni adı da verilen yeni-liberal politikalar (daha doğrusu bu politikalar özünde tekelci, bir başka deyişle emperyalist politikalar) vardır. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve AB ülkelerinde bitkisel ve hayvansal ürün ile tarımsal sanayi girdilerinde (gübre, ilaç, gıda girdileri, tohumluk ve damızlık hayvan gibi...) olağanüstü stoklar oluştu. Bu stokların eritilmesi için pazar bulunması ve pazar hacminin genişletilmesi yaşamsal bir zorunluluk olarak ortaya çıktı.

 

Bunun için Türkiye gibi ülkelerde;

·          Yurt içi tarımsal üretimin geriletilmesi ve

·           Köylülüğün çökertilmesi gerekiyordu.

 

Üstelik köylülüğün çökertilmesiyle üniter devletin çözülme sürecine sokulması, böylelikle Türkiye’nin daha fazla denetim altına alınabilmesi kolaylaşacaktı.

 

Köylülüğün tasfiye edilmesi konusunda, birbiriyle amaçta değilse bile, sonuçta aynı kapıya çıkacak iki yaklaşım var gibi gözüküyor.

 

Birinci yaklaşım metamorfoz geçiren yeni liberallere ait. Bunlara göre; Türkiye Tarımı’nın çağdaşlaşabilmesi için kapitalist işletmelere gereksinme vardır. Bu bağlamda şirket tarımcılığı gelişmeli, tarım bakanlığının muhatabı bunlar olmalıymış. Tembel köylü ortadan kalkınca tarımın gelişmesi olası olacakmış.

 

İkinci yaklaşım, kendini hala toplumcu(!) olarak niteleyen kimi entellere ait. Bunlara göre de Türkiye Tarımı’nın rekabet eder duruma gelmesi için aile işletmelerin dev işletmeler durumuna gelmesi zorunluymuş. Bu bağlamda her bir köy, bir tarım işletmesine dönüştürülmeliymiş. Bu işletmeler kooperatif işletmeler de olabilirmiş.

 

Sonuç olarak Türkiye Tarımı’nın rekabet eder duruma gelmesi için köylülüğün tasfiyesi şartmış.

 

Dev işletmeleri savunanlara şunları sormak gerekiyor;

 

·   İşletmelerin rekabet eder duruma getirilmesi için mutlaka dev işletmeler durumuna getirmek şart mı? Orta hatta küçük işletmeler bile gerekli örgütlenmeler yapıldığı zaman rekabet eder duruma gelemezler mi?

 

·   Dev işletmeler her zaman verimli mi? Verimlilik ile işletme büyüklüğü arasındaki ilişki ne düzeyde olumlu?

 

·   Dev işletmelerde tarım işçisinin yabancılaşması sorununu çözümlemek olası mı? Kapitalist işletmelerin yanı sıra kolektif işletmelerde bile bu sorun ortaya çıkmadı mı? (Zorunlu bir açıklama; Burada kast edilen kolektif işletmeler, geçmişte reel sosyalist ülkelerdeki tepeden inmeci bir anlayışla yönetilen ve demokratik olmayan işletmelerdir.)

 

·   Dev işletmelerde çevre sorunu ne olacak? Örneğin binlerce ineği yetiştirerek çevreye uyumlu bir üretim yapmak olası mı?

 

·   Türkiye’ye dev işletmeleri öneren ABD/AB ülkelerinde bile, dev işletmelerin payı dikkate alınacak boyutta mı?

 

·   Türkiye’de dev işletmeleri oluşturmak yerine, aile işletmeciliğini güçlendirerek büyük ölçekli üretim amacıyla üretim ve pazarlamada örgütlü hareketi sağlama daha rasyonel değil mi? Bu şekilde ulusal besin egemenliği daha sağlıklı kurulamaz mı?   

Özetle; Tarımdaki olumsuzlukları salt işletme büyüklüğüne indirgeme, bu anlamda her zaman dev işletmeleri savunmak, Batı’dan esinlenen bir yanılgı değil midir? Bu yanılgı bizi selamete değil, teslimiyete götürmez mi?

 

Zorunlu bir açıklamayla yazımızı sonlandıralım; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlı “Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (KHGM)’nün, İl Özel İdaresi’ne devri yöntemiyle tasfiyesi, Uluslararası Para Fonu (UPF)’na verilen 2001 tarihli niyet mektubuyla gerçekleştirildi ve kurum 2005 yılında kapatıldı. Anılan niyet mektuplarının nasıl, kimin çıkarına ve kimler tarafından hazırlandığını bilenler bilir. KHGM tasfiyesi ile makine parkları çürümeye başladı, kırsal kesime götürülen hizmetler yerli ve yabancı sermayeye devredildiği için daha yüksek maliyetlere mal oldu. Toprak ve su kaynaklarının ülkesel bir bütünlükle planlanma olanağı da ortadan kalktı, kaynaklar plansız ve savurgan bir şekilde kullanılmaya başladı.

12 Haziran 2009

Son Güncelleme ( Cuma, 19 Haziran 2009 )
 
< Önceki   Sonraki >